Suriye’deki iç savaş, yıllardır süren karmaşık bir dinamiği içinde barındırıyor ve bu dinamikler arasında en dikkat çekici olanlardan biri, Suriye ordusu ile YPG (Halk Savunma Birlikleri) arasındaki çatışmalardır. Son günlerde yaşanan gelişmeler, bu iki güç arasındaki gerginliğin yeni bir dönüm noktasına evrilmiş durumdadır. Peki, bu çatışmaların arka planı nedir? Suriye ordusu ile YPG arasındaki ilişkiler hangi dinamiklere dayanmaktadır? İşte tüm bu sorulara detaylı bir bakış.
Suriye'deki iç savaşın patlak vermesiyle birlikte birçok farklı grup ve güç, çatışma alanında etkili olmaya başladı. YPG, Kürt güçlerinin öne çıktığı bir oluşum olarak, Suriye’nin kuzeyinde önemli bir toprak kontrolüne sahip. Suriye ordusu ise, Esad rejiminin kontrolü altında olan merkezi bir güç olarak, ülke genelindeki hakimiyetini korumaya çalışıyor. Bu iki taraf arasındaki gerginliğin temelleri, 2014 yılında IŞİD’in yükselişiyle atılmıştır. Hükümetin resmi güçleri ile Kürt güçleri, IŞİD’e karşı iş birliği yapsalar da, birbirlerine olan güven duygusu her zaman zayıf kalmıştır.
Bunun yanı sıra, YPG’nin Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkileri ve destek alması, Suriye ordusunun tepkisini çekmiştir. YPG, Suriye’nin kuzeyinde özyönetim ilan ederken, bu durum Suriye hükümetine karşı bir tehdit olarak algılanmaktadır. Yıllar içinde, bu iki grup arasında yer yer yaşanan çatışmalar, Suriye’nin karmaşık savaş dengesinde önemli bir yer tutmaktadır. Son dönemlerde meydana gelen çatışmalar, özellikle 2023 yılının ortalarından itibaren daha da şiddetlendirilmiştir.
2023 yılı itibarıyla Suriye ordusu, YPG’ye karşı çeşitli askeri operasyonlar düzenlemeye başladı. Bu operasyonlar, hem YPG’nin elindeki stratejik bölgeleri geri almak hem de bölgede Esad rejiminin otoritesini tesis etmek amaçlıdır. YPG, bu durum karşısında kendini savunma stratejileri geliştirmiş ve hava destekli birliklerle cevap vermeye çalışmıştır. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Halep’in kuzeyindeki ve Rakka’nın batısındaki bölgeler öne çıkmaktadır.
Uluslararası alanda ise, bu çatışmalar çeşitli tepkilere yol açmıştır. Amerika Birleşik Devletleri, YPG’ye devam eden desteğini sürdürme niyetinde olduğunu belirtmiştir. Ancak, Rusya ve İran’ın Suriye ordusu üzerindeki etkisi, zaman zaman ABD’nin bu desteğini zayıflatmaktadır. Özellikle uluslararası siyasi dengelerin değiştirilmesi, Suriye’deki savaşın seyrinin değişmesine de yol açmaktadır. YPG’ye sağlanan destek, diğer yandan Türkiye’nin de tepkisini çekmekte ve Türkiye, YPG’yi PKK’nın bir uzantısı olarak görmektedir. Türkiye, bu nedenle, hem sınır güvenliğini sağlamak hem de YPG’nin etkisini azaltmak amacıyla çeşitli askeri harekâtlar gerçekleştirmektedir.
Özetlemek gerekirse, Suriye ordusu ile YPG arasındaki çatışmalar, sadece yerel bir meselenin ötesinde, uluslararası güçlerin ve çıkarların da etkilediği karmaşık bir dinamik barındırıyor. Gelişmelerin ilerleyen günlerde nasıl bir seyir alacağı, bölgenin istikrarı açısından büyük bir merak konusu olmaya devam ediyor. Çatışmaların sonlandırılması, barış sürecinin önünü açabilirken, aynı zamanda bu guardian güçlerin birbirine karşı geliştirilecek stratejileri de etkileme potansiyeline sahip. Suriye’deki bu gergin durum, dünya genelinde de dikkate alınması gereken bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.
Sonuç olarak, Suriye ordusu ve YPG arasındaki çatışmaların devam etmesi, sadece bölgedeki insani durumu değil, aynı zamanda uluslararası ilişkileri de olumsuz etkilemektedir. Barışın sağlanması için atılacak adımlar, her iki tarafın da geleceğini şekillendirecektir. Bu bağlamda, Suriye’deki çatışmaların çözümü için uluslararası topluluğa büyük görevler düşmektedir.